İnsanoğlunun 50 yıl önce başlayan Mars macerasında keşifler her geçen artıyor. Bilim insanları gönderilen her uzay aracına yeni bir özellik yeni bir misyon yüklüyor. Önümüzdeki en önemli Mars hedeflerinden biri de kızıl gezegenden örnek toplama. Bu hedefi ve insanoğlunun Mars mecerasını sizler için inceledik.

The Planetary Society’nin yönetici müdürü ve kurucularından Louis Friedman’a göre MSR (Mars Sample Return) yani Mars’tan örnek toplama misyonu gezegen bilimciler tarafından en önemli robotik uzay misyonlarından biri olarak tanımlanıyor. Çünkü bu misyonun getirdiği örneklerden elde edilecek bulgular bilimsel açıdan büyük bir önem arz ediyor. Bu bilimsel değeri anlamak için biraz daha açalım. 

Bir sanatçı tarafından çizilen Mars Return Sample misyonu için çizilen bir konsept

NASA’nın Mars’ın keşfinde öncülük etmesi için kurduğu forum olan MEPAG (Mars Exploration Program Analysis Group) 2006 yılında, Mars’ın keşfi ile ilgili 55 adet önemli bilimsel araştırma tanımladı. 2008 yılında da, bu araştırmaların hemen hemen yarısının bir dereceden MSR’a bağlı olduğu hatta araştırmaların büyük bir oranının Mars’tan alınan örnekler incelenmeden anlamlı olamayacağı sonucuna vardılar. Yani bu misyon Mars’ın keşfinde bir dönüm noktası niteliğinde.

Geçtiğimiz günlerde de NASA’nın başkanı Jim Bridenstine’in yaptığı açıklamalara göre Amerika başkanı Donald Trump’ın 2020 yılı için onayladığı NASA’nın bütçe planlamasında bu misyona da yer verildi ve yapılan planlara göre misyonun 2026 yılında gerçekleştirilmesi öngörülüyor. 

Hazır bu konuya girmişken Jim Bridenstine’in yaptığı açıklamalardan önemli olan birkaç noktaya da değinelim. Bu bütçe talebi “Moon to Mars” konseptiyle tanıtıldı. Son zamanlarda dünyanın genelinde Ay’a doğru bir yönelim gözlemliyoruz. Çin, Hindistan, Rusya ve bazı Avrupa ülkeleri Ay’a yönelik ciddi planları olduklarını açıklamışlardı. “Zaten Ay’a gidilmedi mi, ne bu heyecan kardeşim.” gibi birtakım sorular akla gelebilir. Soğuk Savaş döneminde Amerika ile Sovyetler Birliği arasındaki rekabet uzaya da yansımıştı. Yalnız o zamanki çalışmalar bilimsel araştırmalardan daha çok güç gösterisi niteliğindeydi, prestij meselesi haline gelmişti. Dolayısıyla Ay’a gitme görevi başarıldıktan sonra da çok üzerinde durulmadı. Fakat hala Ay hakkında bilinmeyen çok şey bulunuyor. İşte bu akıma da nihayetinde NASA’da ciddi bir şekilde katılma kararı aldı. Hatta geçtiğimiz günlerde Rusya uzay ajansı Roscosmos, NASA ile Ay yörüngesinde bir uzay istasyonu kurma projesi olan Lunar Gateway için ortak çalışmaya hazır olduklarını belirtmişti.

Bir sanatçı tarafından çizilen Mars 2020 Rover görseli

Jim Bridenstine de bu “Moon2Mars” konsepti hakkında Ay’ın bir prova alanı, Mars’ın ise nihai hedef olduğunu belirtti. Yani yapılacak araştırmalar ilk önce Ay şartları altında gerçekleştirilecek, bunun sağladığı deneyim ve kazanımlarla da Mars araştırmaları devam ettirilecek diyebiliriz.

Şöyle kısa bir Ay turunun ardından Mars’a geri dönelim. Bahsettiğimiz bütçe önerisine göre NASA gelecek Mars aktiviteleri için 2020 yılında 109 milyon dolarlık bir harcama yapmayı planlıyor. Bu harcamaların çoğu ise Mars’tan örnek toplama misyonu MSR için gerekli geliştirmelere harcanacak ve bu harcamalar da sonraki yıllarda katlanarak devam edecek.

MSR misyonu anlayabileceğiniz üzere öyle tek aşamalı bir misyon değil. Aklımızda canlandırabilmek için bunu biraz daha açalım. İlk başta ‘Mars 2020’ misyonu ile gönderilecek olan rover araç Mars’tan onlarca toprak ve kaya örneği toplayıp saklayacak. Ondan sonra bu numuneleri teslim almak için başka bir rover gönderilecek. Bu rover da örnekleri Mars’tan çıkış yapma aracı olan MAV(Mars Ascent Vehicle)’a gönderecek. Ardından bu araç yaklaşık 500 km yükseklikteki bir yörüngede ‘Next Mars Orbiter’ ile buluşacak ve bu örnekler Dünya’ya iniş aracı olan EEV(Earth Entry Vehicle)’a aktarılacak. Sonra da bu araç örnekleri Dünya’ya başarılı bir şekilde getirmeye çalışacak.

Tabi Mars’tan örnekler alıp bunları Mars’ın kütle çekiminden kurtarıp Dünya’ya sağlıklı bir şekilde getirmek hiç de öyle kolay bir iş değil. Ay veya bazı küçük gök cisimlerinde bu iş nispeten daha kolay olduğu için başarılabilmiş olsa da bunu bir gezegen ölçeğinde yapmak her yiğidin harcı değil. Nitekim bu konu yıllardır bilim insanları ve uzmanlar arasında tartışılıyor.

Bu güçlük yetmezmiş gibi ayrıca dikkat edilmesi gereken farklı bir husus daha bulunmakta. Mars, Jüpiter’in uydusu Europa ve Satürn’ün uydusu Enceladus ile birlikte Planetary Protection Class V kategorisinde bulunduğu için elimizi kolumuzu sallayarak Mars’tan bir şey alıp Dünya’ya getirmek mümkün değil. Yani bu kategoride bulunan cisimlerde hala bir yaşam formu bulunma olasılığı mevcut olduğu için gerekli prosedürler uygulanmadan bu misyonu gerçekleştirmek pek olası gözükmüyor.

Mars’ın keşfinde bir kilometre taşı olacak bu misyonun yolu her ne kadar engellerle dolu olsa da sonucunu bize ancak zaman gösterecek.

Yusuf Taşkıran / Sınırsız Bilim

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here