Çoğu hayvanın iletişim kurma becerisi olsa da dile sahip olan tek canlı türü insandır. Doğru koşullar altında bir dille karşı karşıya kalan herkes, dil gelişiminin kritik döneminde -doğumdan yaklaşık sekiz yaşına kadar- o dili öğrenecektir.

Çocuklar ilk önce dilin küçük birimleri olan fonemleri öğrenirler; “ba”, “ma” gibi o dili oluşturan sesleri çıkarırlar. Daha sonra, mutsuz sözcüğündeki “mut” gibi, sözcüklerin anlam içeren yapıtaşları olan morfemleri öğrenirler. Zamanla bütün bu özellikleri birleştirerek sözcükleri, sözcük gruplarını ve cümleleri oluşturmayı öğrenirler.

İnsanlar, sözlü ve yazılı dilin ötesine geçerek kendi dilbilgisi kuralları olan işaret dillerini oluşturup öğrenebilirler. Peki, ama insanlar bir dili öğrenme becerisine nasıl sahip olurlar?

Noam Chomsky gibi dilbilimciler tarafından geliştirilen en eski teorilerden birine göre, bütün dillerin temelinde evrensel bir dilbilgisi kuralı vardır ve insanlar doğuştan gelen dil öğrenme yeteneklerini evrimleştirmişlerdir. Başka bir deyişle, diller farklı görünse de temelinde hepsi birbirine benzer ve dil öğrenme insanlar için doğuştandır.

Öte yandan, evrensel dilbilgisi kurallarının varlığını şimdiye kadar kimse kanıtlayamamıştır ve bu teori dilbilim dünyasının en önemli tartışma konularından biridir. Bazı dilbilimcilere göre, insanlarda doğuştan gelen bir dil yeteneği yoktur, dil öğrenmek için tek yaptıkları duyduklarını ve gördüklerini taklit etmektir.

Diğer dilbilimcilerse kişilerin başkalarını taklit etmek yerine duydukları dili inceleyip dilbilgisi kurallarının ne olduğunu belirlediklerini ileri sürerler, böylece insanların hakkını da teslim ederler.

Araştırmacılar hem dil öğrenen kişileri hem de iletişim bozukluğu olanları inceleyerek dil konusunda sürekli daha fazla şey öğrenir. Galiba insanların nasıl dil öğrendiği sorusu asla yanıtlanamayacak, ama dilimiz olduğu sürece bu konu hakkında tartışabileceğiz.

Liza Trinkle – Eğitim Bilimleri yüksek Lisans

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here