Hassas sismografik aletler, Dünya’nın yüzeyinden gelen, insan kulağının algılayamadığı titreşimleri uzun yıllardır kaydediyor. Bu titreşimler, 1 saniyeden 1.000 saniyeye kadar değişen periyotlarda gerçekleşir.

“Dünya’nın uğultusu” adı verilen bu sismik gürültüyü araştıran sismologlar gürültünün kaynağıyla ilgili pek çok hipotez oluşturdu. Genel olarak kabul görmüş senaryolardan birinde, rüzgâr enerjisi açık denizlerde okyanus dalga enerjisine dönüşür. Okyanus dalga enerjisi daha sonra okyanus çekim dalgaları (ya da uzun sürelerde çekim ötesi dalgalar) olarak kıta kenarlarına taşınır. Suyun sığ olduğu kıyılara yakın yerlerde deniz tabanıyla doğrudan etkileşime geçen okyanus çekim dalgaları, yeryüzünün sert kısımlarına taşınarak sismik
dalgalar yayar.

Gürültü daha sonra kara boyunca yayılır ve sismik istasyonlar tarafından kaydedilir. Bilim insanları uzun süre, sismologların depremler ve patlamalar gibi zayıf sismik olayları bulmasına ve araştırmasına engel olduğu için sismik gürültünün baş belası olduğunu düşündüler.

Yeryüzünün yapısıyla ilgili çok yararlı bilgilerin sismograf gürültüsünden çıkarılabileceği çok yakınlarda keşfedildi. Artık gürültünün kaynağına, yayılma özelliklerine ve mevsimsel değişimlerine yönelik pek çok araştırma yapılıyor.

Atlantik Okyanusu’nda Afrika yakınlarında Gine Körfezi’ndeki bilinmeyen bir kaynaktan yayılan 26 saniyelik çok güçlü bir gürültü doruğu gibi merak uyandıran bazı bilmeceler hâlâ çözülmeyi bekliyor.

Dr. Anatoli Nevshin – Colorado Üniversitesi Öğretim Üyesi

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here