Şaşırtıcı gelebilir ama fizik kurallarının izini sürebildiği en uzak geçmişi ifade etmek için günümüz biliminin kısaca “Büyük Patlama” dediği olaya, evrenin başlangıcı demek birazcık hatalıdır. Geçerli kanıtlara göre uçsuz bucaksız uzay, görünebilen bütün galaksiler ve yıldızlar; “büyük” olmak bir yana, bezelye tanesinden daha küçük, akkor halindeki yoğun bir gaz küresinde oluşmuştur.

Bazı kozmoloji uzmanları, gündelik deneyimlerimizle alakası olmayan çok uzaktaki olaylarla yakınlık kurmak için başlangıçtan artık yalnızca “Patlama” diye bahsediyorlar. Einstein’ın 1916 tarihli görelilik teorisinin fiziksel sonuçlarını inceleyen genel görelilik uzmanları, ellerindeki tebeşirle kara tahtalarına yatay bir çizgi çeker ve şöyle derler: İşte her şeyin başladığı tekillik budur.

Şu anda içinde yaşadığımız evrenin devri yaklaşık 14 milyar yıl önce başladı; o zaman bugün görebildiğimiz her şey çok yüksek yoğunluktaydı ve basınç altında sıkışmıştı, bu bir yıldızın çekirdeğinden daha sıcak bir plazmaydı. Evrenin gözlemlenmiş element bileşimi, özellikle de içindeki helyum miktarı, evrenin oluştuğu ilk saniyelere ilişkin en önemli bulgumuz.

“Başlangıç” sonrası bir saniyelik zaman dilimindeki ilk kırılmaların bir başka işareti ise kozmosu doldu ran mikrodalgaların pürüzsüzlüğü ve düzlüğüdür. Einstein’in genel görelilik teorisinin ilkeleri, uzay ve zamanı, kitle ve enerjiyle karşılıklı olarak birbirine bağlar. Madde, bir anlamda, genişlediği uzayda kendine yer açar ve bunun için gereken zamanı kendisi oluşturur.

İLGİNZİ ÇEKEBİLİR: ANTİMADDE NEDİR?

Evren çok düşük bir entropi düzeyinde doğmuştur; bu onun ileriye yönelmesine ve muazzam itici gücüne evrimleşme zamanı tanır. Bunu anlayabilmek için yüksek entropi düzeyinde doğan alternatif bir evreni gözünüzde canlandırın – bu evreni büyük bir kutudaki soğuk, eşit dağılmış tek tip gaz olarak düşünün. Her gün incelendiğinde kıyıdaki gaz moleküllerinin yer değiştirmeye başladığı ancak kıyıdaki tek tip gazın genel görüntüsünün değişmediği genel sıcaklıkta ya da kutunun herhangi bir bölümündeki gaz dağılmanda herhangi bir değişiklik olmaz.

Öte yandan, düşük entropi düzeyi bir kutu (vakum) gibidir; buradaki tek fark, konsantre sıcak bir gaz küresinin bir köşede yer almasıdır: Durum burada istikrarlı değildir; sıcak gaz küresi hızlıca kutunun tüm hacmini dolduracak şekilde yayılıp giderek soğur. Bu analoji, evrenin başlangıcındaki Büyük Patlama’yla benzerlik gösterse de evren genişlemeye başladığında “boş bir kutu” yoktu. Bunun yerine evrenin kitlesi – enerjisi evrimleştikçe gerekli olan yeri – zamanı kendisi oluşturur.

Mevcut evrenimiz doğmadan önce başka bir dönem var mıydı? Fizik kuralları, yer-zaman boyutları, doğanın güçlerinin ve parçacıklarının sağlamlığı türleri, asimetrileri ve yaşam potansiyeli bizim gözlemleyebildiğimiz gibi mi olmalı yoksa daha eski ve sonraki devirlerin tasavvur edemeyeceği kadar yabancı dünyalarla dolu, dallanıp budaklanan bir çoklu evren var mi?

Bilmiyoruz…

Dr.Brain Yanni – Fermi Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here