Bildiğimiz bütün paracıkların kendisiyle aynı kütleye sahip zıt elektrik yüklü bir anti-parçacığı vardır. Örneğin, elektronun anti-parçacığı pozitrondur ve protonla anti-proton da benzer bir çift oluşturur.

Tamamı anti-parçacıklardan oluşan maddeye ise “anti-madde” denir. Bir protonla elektronun hidrojen atomunun normal-maddesini oluşturması gibi, anti-proton ve pozitron da anti-hidrojen atomunu oluşturur. Anti-hidrojen atomları hipotetik değildir; dokuz anti-hidrojen atomu ilk kez 1995 yılında CERN’deki fizikçiler tarafından yaratılmıştır. Öte yandan, bu atomları deneysel olarak incelemek zordur, çünkü maddeyle temas ettiklerinde hemen yok olurlar.

Bugün, anti-maddenin gözlemlenebilir evrenimizde kayda değer bir konsantrasyonu olduğuna ilişkin deneysel bir kanıt bulunmamaktadır. Başka bir deyişle, yaşadığımız evren neredeyse bütünüyle maddeden oluşur. Madde ve anti-madde arasındaki simetri ele alındığında bu olgu fizikçiler için şaşırtıcıdır. Birbiriyle yarışan pek çok teorinin nasıl meydana bu tür bir asimetrinin gelmiş olabileceğini açıklamaya çalışır.

Bir grup teori, parçacık düzeyindeki doğanın anti-madde yerine madde tepkimelerinin yanında yer almasına odaklanır. Bu tepkimeler kapsamlı biçimde laboratuvarda gözlemlenmekte ve incelenmektedir, ancak evrendeki madde dengesizliğinin açıklanmasında sadece bunların yeterli olup olmayacağını bilmiyoruz. Diğer teoriler, evrende ağırlıklı olarak anti-maddeden oluşan bölgelerin (anti-evren) yer aldığını ileri sürer. Ancak bu bölgeler maddenin hâkim olduğu bölgelerden oldukça ayrıktır ya da muhtemelen bizim göre bildiğiniz evrenin dışındadır.

Sonuç olarak, yeryüzünden görülebilen evrenden çok daha fazlası olabilir!

Dr. MICHAEL LEYTON

Araştırma Görevlisi CERN

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here